
Bayraklı heyelan tehlikesi ile sarsılıyor; Meclis Üyesi Latif Aydemir’in 2025 yılında defalarca verdiği önergelerin sümen altı edilmesi, İzmir’i beklenen felaketle yüz yüze bıraktı! Çiçek Mahallesi’nde dev kayaların evlerin üzerine düşmeye devam ettiği sokaklarda halk korku içinde yaşarken, Büyükşehir ve Bayraklı Belediyesi’nin bu sessizliği “ihmal mi, öngörüsüzlük mü?” sorularını akıllara getiriyor. İşte o günden bugüne görmezden gelinen uyarılar ve yaklaşan büyük tehlikenin kan donduran ayrıntıları…

İzmir’in depremden sonra en büyük yarası olan Bayraklı, şimdi de dev kayaların gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Latif Aydemir’in 2025 yılı Nisan ve Mayıs aylarında hem Bayraklı hem de Büyükşehir Meclisi’ne sunduğu önergeler, bugün yaşanan felaketlerin önceden görüldüğünü kanıtladı. Aydemir’in uyarıları dikkate alınsaydı, belki de bugün o sokaklarda korku değil, huzur olacaktı.

Ölümcül Sokaklarda Kaya Nöbeti: 1610, 2128/1 ve 1637/25!
Latif Aydemir’in önergelerinde nokta atışı yaparak belirttiği 1610, 2128/1 ve 1637/25 sokaklar, adeta birer korku filmi gibi. AFAD verilerine göre heyelan riski taşıyan bu bölgede, kayalar yerinden oynamaya ve yerleşim alanlarına doğru hızla yuvarlanmaya devam ediyor. Mahalle sakinleri, gece yarısı gelen gürültülerle sokağa fırlarken, belediye yetkililerinin bu kronikleşmiş soruna neden köklü bir çözüm üretmediği merak konusu.

Meclis Tutanakları İhmali Belgeliyor
18 Nisan 2025 ve 2 Mayıs 2025 tarihli resmi önergelerde Aydemir, durumu “AFAD’a maruz kalan heyelan kayaları düşmeye devam etmekte” diyerek açıkça şerh düşmüştü. Teknik olarak “Şev stabilitesi” (yamaç dengesi) bozulan bu bölgelerde, acilen çelik ağ germe veya istinat duvarı güçlendirmesi yapılması gerekiyordu. Ancak evraklar arasında gidip gelen bu hayati uyarılar, sahadaki gerçeklikle buluşmadı.

Uzmanlar Uyarıyor: Yerçekimi Şakaya Gelmez!
Jeoloji mühendislerine göre, Bayraklı’nın bu dik yamaçlarındaki gevşek kaya yapısı, ani yağışlar ve sismik hareketlerle her an büyük bir kopmaya neden olabilir. Bölgedeki “kaya düşmesi” riski sadece maddi hasar değil, doğrudan can kaybı tehdidi taşıyor. Latif Aydemir’in önergelerinin dikkate alınmaması, bilimsel uyarıların bürokrasinin hantal çarkları arasında ezildiğini bir kez daha gösterdi.

Bundan Sonra Ne Olacak? Müdahale edilmesi için birileri ölmeli mi?
Geçmişte dikkate alınmayan bu önergeler sonucu yaşanan küçük çaplı felaketler, daha büyük bir yıkımın öncü sarsıntıları niteliğinde. Bayraklı halkı şimdi şu soruları soruyor:
- Verilen bu önergeler hangi komisyonlarda bekletildi?
- Bölge için ayrılan bir bütçe var mıydı, varsa nereye harcandı?
- Yeni bir can kaybı yaşanmadan “Acil Eylem Planı” devreye sokulacak mı?
Latif Aydemir’in meclis kürsüsünden defalarca dile getirdiği bu haykırış, artık sadece bir belediye önergesi değil, Bayraklı halkının yaşam hakkı mücadelesidir. Göz göre göre gelen felaketin belgeleri ortadayken, yetkililerin atacağı bir sonraki adım İzmir’in kaderini belirleyecek.



